ON BEŞ YAŞINDAN BÜYÜK ÇOCUĞUN CİNSEL İSTİSMARI – MAĞDURUN RIZASI KONUSU TCK 104

Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesi çocukların cinsel istismarı suçunu düzenlerken birtakım kategorik ayrımlar yapmıştır.

Burada 103. maddenin b. bendinde düzenlenmiş olan, onbeş yaşından büyük çocuklara karşı cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen her türlü cinsel saldırı niteliğindeki cinsel istismarı inceleyeceğiz. Kanunda, onbeş yaşından büyük çocuklara karşı işlenen cinsel suçlara ilişkin başka bir düzenleme daha söz konusudur. Birbiri ile bağlantılı olması açısından bu düzenlemeye değinmekte fayda vardır.

Türk Ceza Kanunu’nun “Reşit olmayanla cinsel ilişki” başlıklı 104. maddesinde; cebir, tehdit ve hile olmaksızın, on beş yaşını bitirmiş çocukla cinsel ilişkide bulunan kişinin şikâyet üzerine, altı aydan iki yılar kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı” belirtilmektedir.

Söz konusu suç maddeleri karşılaştırıldığında, her ikisinin de on beş yaşından büyük mağdur çocuklara karşı işlenen suçları düzenlediği, ancak 103. madde cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen her türlü cinsel saldırı’yı içerirken, 104. madde cebir, tehdit ve hile olmaksızın gerçekleşen cinsel ilişki’yi içermektedir.

Suçun 104. madde kapsamında işlenmesi halinde, şüpheli cinsel istismar suçundan değil, şikâyet üzerine soruşturması yapılan reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan altı aydan iki yıla kadar hapis gibi daha az bir ceza ile cezalandırılacaktır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2016 tarihli bir kararında suçun oluşmasında mağdurun rızasının varlığını irdelemiştir.

Davanın görüldüğü Yalova Ağır Ceza Mahkemesi yargılama sonucunda, çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanığın 103/2 ve 103/4 bentleri gereğince ondört yıl iki ay hapis ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, eylemin on yedi yaşında bulunan mağdurun rızası ile gerçekleştiği bu nedenle TCK 104/1’deki reşit olmayanla cinsel ilişki suçu kapsamında kaldığını ileri sürerek itiraz yoluna gitmiş ve kararın bozulmasını talep etmiştir. Yargıtay 14. Ceza Dairesi tarafından itiraz nedeninin yerinde görülmemesi üzerine dosya, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun değerlendirmesi şu şekilde olmuştur:

Olay tarihinde Mağdure onaltı yaşındadır. Mağdurenin ifadesine göre, sanık ile aralarında duygusal bir yakınlaşma olup, bir buluşmalarında sahil yakınında boş bir eve gitmişlerdir. Sanık mağduru dövmeye başlamış, akabinde zorla yere yatırıp soyarak, kendisine sahip olmuştur. Mağdur, korktuğu için tecavüze uğradığını kimseye anlatamamıştır. Sanığın birkaç gün sonra kendisini arayarak görüşmesi, aksi halde her şeyi mağdurun babasına anlatacağı tehdidi ile tekrar görüşmek zorunda kalmış ve dört defa daha darp ve tehdit edilerek cinsel saldırıya uğramıştır. Karnındaki şişlik nedeni ile gittiği hastanede hamile olduğunu öğrenmiş ve olay bu şekilde ortaya çıkmıştır.

Sanık savunmasında, olayı kabul etmeyerek Mağdure ile tamamen kendi rızası ile birkaç defa cinsel ilişkiye girdiğini, mağdurenin kendisini onsekiz yaşında tanıttığını ve ailesinden baskı gördüğü için evlenip buralardan gitmek istediğini söylediğini, kendisinin de evlenip bir yuva kurmaya karar verdiğini ve bu şekilde cinsel ilişkiye girdiklerini söylemiştir.

Mağdurenin, sanığın cebir ve tehdit kullanarak kendisi ile zorla cinsel ilişkiye girdiğine ilişkin tüm aşamalardaki birbiriyle uyumlu beyanları, Adli Tıp raporu ile sosyal hizmet uzmanının düzenlediği raporda belirtilen mağdurenin insanlardan uzaklaşma, arkadaşlarına güvensizlik, olayı çağrıştırabilecek rüya görme kaygısından kaynaklanan uyku bozukluğu, anksiyete ve depresyon belirtileri gösterdiği yönündeki tespitler, olay tarihine rastlayan günlerde, vücudunda yaygın morluklar ve ekimozlar bulunması, mağdurenin annesinin ve teyzesinin beyanları, sanığın arkadaşına gönderdiği mesaj içeriklerinde mağdurenin olayın öğrenilmemesi için sanığa yalvardığının ve cinsel ilişki sonrası korkudan büyük abdestini yaptığının anlaşılması, mağdurenin sanık tarafından gerçekleştirilmiş olan nitelikli cinsel istismar eylemlerine rızasının olmadığı ve olayın şokunu üzerinden atamadığı olgularını doğrulamaktadır.

Sanığın tehditleri sonucu çocuk olan mağdurenin ilk olaydan sonra sanıkla bir kaç kez tekrar buluşmak zorunda kalması ve mağdurenin ailesinin kızlarının namusu ile ilgili hususta hemen şikâyette bulunmayıp hastane görevlilerince mağdurenin hamile olduğunun tespit edilmesi üzerine ihbarda bulunması sonucunda soruşturmaya başlanılmış olması, mağdurenin sanığın eylemlerine rızası olduğunu göstermez.

Bu itibarla, sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan cezalandırılmasına dair yerel mahkeme kararı ile bu hükmü onayan Özel Daire kararında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazın reddine karar verilmelidir.

0 yorum

Cevapla

Tartışmaya katılmak mı istiyorsunuz?
Katkıda bulunmak için çekinmeyin!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir