NİTELİKLİ CİNSEL İSTİSMAR SUÇU SONUCUNDA BEDEN VEYA RUH SAĞLIĞININ BOZULMASI

Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesinde düzenlenmiş cinsel istismar suçunun aynı maddede sayılan hallerden biri ile işlenmesi halinde “Nitelikli Cinsel İstismar” suçu oluşacaktır. Nitelikli cinsel istismar suçu için ağırlaştırılmış ceza hadleri öngörülmüştür.

Bu durumlardan biri 103/6. bendinde düzenlenen, suç sonucunda mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulmasıdır.

Madde 103/6:Suçun sonucunda mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulması halinde, on beş yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmedilir.” denilmektedir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 07.02.2017 tarihli kararında, Yargıtay 14. Ceza Dairesi ile Yargıtay Savcılığı arasındaki uyuşmazlığı gidermek için içtihat niteliğinde bir karar vermiştir. Karara konu olayda suç sonucunda mağdurun tehdit ve cebirle cinsel ilişkiye zorlandığının ve bu cinsel ilişki sonrasında ruhsal sağlığının bozulduğu gerekçesi ile sanığın nitelikli cinsel istismar olan suçundan cezalandırılmasına karar vermiştir.

Karara konu olay Konya’da vuku bulmuştur. Olay tarihinde katılan (mağdur), 16 yaşını tamamlamış olup, sanık ile nişanlıdır. Katılan ifadesinde, sanık ailesinin daveti üzerine gittikleri yemekte, sanığın onu nohut tarlasına çağırdığını, arabayla tarlaya gittiklerini ve park ettiklerini, sanığın arabanın arka koltuğuna nohutları koymak üzere bir şeyler sererken birden kendisine sarılmaya çalıştığını belirtmiştir. Kendisinin bağırması üzerine sanığın onu arka koltuğa attığını, cebinden çıkarttığı bıçağı boğazına dayadığını, pantolonunu çıkartıp bir eliyle mağdurenin iki elini tutarak kendisine zorla sahip olduğunu belirtmiştir.

Sanık ise iddiaları inkâr etmiş, katılan ile aralarının gayet iyi olduğunu, nişanlısı olduğu için tecavüz etmesini gerektirir bir durum olmadığını söylemiştir. İfadesinde kaçmış olduğu tanıkla ilişkiye girmiş olabileceğini, zira katılana hediye ettiği cep telefonu kayıtlarını incelediğinde nişandan önce birbirlerine mesaj attıklarını gördüğünü ve katılan ile cinsel ilişkiye girmediğini savunmuştur.

Katılan, tüm aşamalarda sanığın bıçakla tehditle kendisini cinsel ilişkiye zorladığını beyan etmiş ve Adli Tıp Kurulu tarafından yapılan inceleme sonucu düzenlenen raporda kalıcı olarak Major Depresif Bozukluk ve Travma Sonrası Stres Bozukluğu tespit edilmiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kuruluna göre; 103/6. fıkrasının uygulanabilmesi için cinsel istismar ya da saldırı sonucuna bağlı olarak mağdurun beden veya ruh sağlığında bozulma meydana gelmeli ve sanığın eylemi ile ortaya çıkan sonuç arasında illiyet bağı bulunmalıdır.

Yargıtay Savcılığı ise burada katılanın on beş yaşını bitirmiş olması, tarafların nişanlı olması ve herhangi bir cebir, tehdit ve hile olmadığı gerekçesi ile sanığın cinsel istismar suçundan değil, “Reşit Olmayanla Cinsel İlişki” başlıklı 104. maddeden yargılanmasını ve daha az ceza almasını talep etmiştir. Söz konusu suçun cezası altı aydan iki yıla kadar hapis cezasıdır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise, sanığın suç tarihinde on yedi yaşının içinde bulunan katılanı bıçakla tehdit edip cebir uygulamak suretiyle rızası dışında cinsel ilişkiye girdiğinin sabit olduğunu, katılanın olaydan sonra köye gidemediğine, bakışlardan utandığını, evlendikten sonra iğrenme ve tiksinme sebebiyle cinsel ilişkiye giremediğine dair muayene kaydı ile Adli Tıp Kurumunun katılanın ruh sağlığındaki mevcut bozulmanın cinsel saldırıya bağlı geliştiğinin kabulünün uygun olacağına dair mütalaası birlikte değerlendirildiğinde, sanık hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 103/6 maddesinin uygulanması şartlarının bulunduğunu kabul etmiştir.

Kanaatimizce söz konusu karar, taraflar arasında “nişanlılık” gibi hukuki bir bağ oluşması halinde bu bağa öncelik ve ayrıcalık tanıyarak, dolaylı olarak aradaki cinsel ilişkiye de kabul edilebilir ve rızai nitelik tanıyan düşünce yapısının kırılması anlamında önemli bir karardır.

0 yorum

Cevapla

Tartışmaya katılmak mı istiyorsunuz?
Katkıda bulunmak için çekinmeyin!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir