ÇOCUK GELİNLER

Çocuk istismarının daha iyi anlaşılabilmesi açısından öncelikle istismarı tanımlamak gerekir. İstismar, yaşı ve cinsiyeti ne olursa olsun herhangi birinin yaşamına yönelik kötüye kullanım anlamına gelir. İstismar, fiziksel olarak kötü muamele, duygusal zorbalık, psikolojik zorlama, cinsel istismar veya ihmal biçiminde uygulanabilmektedir.

Çocuk gelin vakıalarını da istismar olarak niteleyebileceğimiz için bu konuya değinmekte fayda vardır. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına dair Sözleşme’ye göre daha erken yaşta reşit olma durumu hariç on sekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır. Çocuk Koruma Kanunu’na göre çocuk; daha erken yaşta reşit olsa bile on sekiz yaşını doldurmamış kişidir. Bundan hareketle on sekiz yaşından önce evlenen kız çocukları çocuk gelin olarak kabul edilmektedir. Çocuk gelinlerin sayısı Türkiye’de ve dünyada korkunç boyutlara ulaşmaktadır. Türkiye’de çocuk gelinlerin nüfusa oranının yaklaşık yüzde on beş olduğu tahmin edilmektedir. Bu oranla Türkiye çocuk gelin sayısı açısından Avrupa’da birinci sırada yer almaktadır.

Erken Yaşta Yapılan Evliklerin Zararları

Kız çocuklarının erken yaşta evlendirilmesi çocuğa yönelik cinsel istismarı içermektedir. Küçük yaşta maruz kalınan cinsel istismarın bireyin yaşamının sonraki gelişim dönemlerinde olumsuz etkilerinin olabileceği bilinmektedir. Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’ye göre, çocukların aileleri tarafından istismar ve ihmalden korunma, eğitime erişim, kendileri ile ilgili konularda görüşlerini dile getirme gibi hakları vardır. Kız çocuklarının evlendirilmesi ise bu haklarının ihlal edilmesine neden olmaktadır. Örneğin, çocuk yaşta evlenen kız çocukları okulu terk etmek zorunda kalabilir. Yine gelişimsel açıdan da sakıncalı olabileceği düşünülmektedir. Bu evlilikler kız çocuklarının okulu terk etmelerine neden olmakta ve ev içi sorumluluklarını artırmakta ve doğumla birlikte sorumluluklarının daha da artmasına neden olmaktadır. Toplumun evli kadınlar için koyduğu kısıtlamalarla sosyal çevreden soyutlanmaktadırlar. Erken yaşta evlenmenin bir başka sakıncası gebelikten korunma yöntemleri hakkında bilgi sahibi olmayan kız çocuklarının istenmeyen gebeliklere maruz kalma riskinin yüksek olmasıdır.

Küçük Yaşta Evlenmenin Nedenleri

Birçok sakıncası olmasına rağmen neden aileler kızlarını erken yaşta evlendirmektedir? Konu incelendiğinde çocuk evliliklerinin devam etmesinin birçok nedeni olduğu görülmektedir. İlk olarak çocuk evliliklerinin kanunlar tarafından engellenmesi gerekmektedir. Ancak konu ile ilgili kanun maddelerinde bir uyumsuzluğun olduğu dikkat çekmektedir. Çocuk Koruma Kanunu ve Çocuk Haklarına Dair Sözleşme; 18 yaşın altındaki bireyi, korunması gereken çocuk olarak kabul etmektedir. Ancak Türk Medeni Kanunu’nun 124.Maddesine göre: “Olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple 16 yaşını doldurmuş kadın ve erkek evlenebilir. Bir başka deyişle 16 yaşını doldurmuş bireyler 18 yaşına kadar yasalarla çocuk kabul edilmekte, ancak yine yasaların öngördüğü şekilde evlilik izni verilmektedir. Yine TCK’nın 104.maddesine göre: cebir, tehdit ve hile olmaksızın, onbeş yaşını bitirmiş olan bir çocukla cinsel ilişkide bulunan bir kişi, şikâyet üzerine altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ailelerin gelir durumu ve eğitim düzeyi de çocuk gelinlere zemin hazırlamaktadır. Kız çocuklarının erken yaşta evlenmesi ailenin yükünü azaltmaktadır. Başlık parası, beşik kertmesi ve kan bedeli parası gibi geleneksel uygulamalar da kız çocuklarının erken evlendirilmesinin nedenleri arasındadır.

Konuyla ilgili olarak yakın zamanda verilen bir karar hukukçular tarafından tartışılmıştır. Suriye’deki iç savaştan kaçan ve Türkiye’de 13 yaşında imam nikâhıyla evlendirilen ve hamile kalan kız çocukla ilgili davada, sanıklar Türk Ceza Kanunu’na göre bunun suç olduğunu bilmediklerini ve Suriye yasalarına göre 13 yaşını bitirmiş bir kızın evlenebileceğini söyleyerek kendilerini savundular. Mahkeme “TCK ‘nın 30/1 uyarınca “kasıtlarının bulunmadığının” kabulü ile 30/4 uyarınca “işlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz hataya düşülmesi” nedeniyle sanıklara ceza verilmemesine karar vermiştir.

Etiketler: , , , ,
Av. Ozan Kayahan
Av. Ozan Kayahan

Avukat Ozan Kayahan 1973’de İzmir’de doğmuştur. 1999 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Askerlik görevini 2001 yılında kısa dönem olarak tamamladı. 2001–2005 yılları arasında farklı hukuk bürolarında avukat olarak çalıştı. 2004 yılında İstanbul'a yerleşti. 2005 yılında Kayahan Hukuk Bürosunu kurdu. 2005 yılından bu yana Kayahan Hukuk Bürosunda kurucu avukat olarak meslek yaşamını sürdürmektedir. Kaleme aldığı ve ülkemizde yaşanan hukuksal sıkıntıları konu alan pek çok makalesi değişik yayın organlarında yayımlanmıştır. Avukat Ozan Kayahan, hukuki savunmalarında yasaların tam anlamıyla ve tavizsiz uygulanması prensibini benimsemiştir. Bilhassa yasa uygulayıcılarının, uygulanması gereken yasayı orantısız bir takdir hakkı ile uygulamasına karşı her zaman etkili ve dik duruş göstermektedir.

0 yorum

Cevapla

Tartışmaya katılmak mı istiyorsunuz?
Katkıda bulunmak için çekinmeyin!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir