ÇOCUĞA KARŞI KÖTÜ MUAMELE – TEDİP HAKKININ İHLALİ

ÖRNEK YARGITAY KARARLARI

Tedip hakkı ile ilgili aşağıda inceleyeceğimiz 1992 ve 2012 tarihli iki Yargıtay Kararı, öğrencilerini terbiye etmekle yükümlü öğretmenin tedip hakkının sınırını ve bu sınırın hangi durumda aşıldığını göstermesi bakımından önem arz etmektedir.

Anlaşılması için öncelikle tedip kelimesini açıklayalım: Tedip; terbiye etmek, eğitmek ve uslandırmak anlamlarını ifade etmektedir.

Türk Ceza Kanunu’nda tedip hakkına ilişkin açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak, TCK’nın “Kötü Muamele” başlıklı 232. Maddesinde;

 (1) Aynı konutta birlikte yaşadığı kişilerden birine karşı kötü muamelede bulunan kimse, iki aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) İdaresi altında bulunan veya büyütmek, okutmak, bakmak muhafaza etmek veya bir meslek veya sanat öğretmekle yükümlü olduğu kişi üzerinde sahip bulunduğu terbiye hakkından doğan disiplin yetkisini kötüye kullanan kişiye bir yıla kadar hapis cezası verilir. Hükümlerine yer verilmiştir. Bu hükümlerden zımni olarak tedip hakkına yer verildiğini anlamaktayız.

Konu ile ilgili iki Yargıtay kararı da aşağıdaki gibidir:

YARGITAY 4.CEZA DAİRESİ

 E.2012/21323

K.2012/28934 

T.5.12.2012

 

DAVA             :Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvuruların süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü.

KARAR         :Temyiz isteklerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yanıltan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak;

1-) Tanıklara, tanıklık görevinin önemi anlatılıp, uyarılarda bulunulmadan dinlenilmeleri suretiyle, CMK’nın 53.maddesine aykırı davranılması,

2-) 18 yaşından küçük oldukları anlaşılan mağdurların, CMK’nın 236/3 maddesi gereğince, mahkemede, psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman bir kişi bulundurularak ve CMK’nın 52/3 maddesi uyarınca, görüntü ve ses kaydı yapılması suretiyle, ayrıntılı bir şekilde ifadeleri alınıp, idari soruşturma aşamasında dinlenilen tüm öğrencilerin de, tanıklıklarına müracaat edilerek, sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik kovuşturma ve yetersiz gerekçeler ile beraat ve ceza vermekten vazgeçilmesine karar verilmesi,

3-) Kabule göre de; mağdur çocukların, öğretmenleri olan sanık M. Z.’in, zaman zaman kendilerine demir cetvelle, tokatla, bazen de tekme ile vurduğunu, kafalarını birbirlerine çarptığını beyan etmeleri ve anlatımlarının da birbirlerini doğrulaması karşısında, bu eylemlerin tedip hakkı sınırlarını aştığı gözetilmeden ve mağdurların anlatımlarına neden itibar edilmediği açıklanıp tartışılmadan, yasal olmayan ve yetersiz gerekçe ile beraat kararı verilmesi,

SONUÇ: Yasaya aykırı, mağdurlar vekili, katılan M. Z.vekili ve katılan T. C.’un temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, hükümlerin BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 5.12.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Yukarıdaki kararında Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Yerel mahkemenin beraat kararını, 18 yaşından küçük mağdurların ifadelerinin detaylı olarak alınmadığı ve idari soruşturma aşamasında dinlenen tüm öğrencilerin tanıklıklarına müracaat edilmediğinden bahisle, usul yönünden eksik kovuşturma sebebiyle ve yine öğretmenin öğrencilerin kafasına demir cetvelle, tokatla ve bazen de tekme ile vurmasının tedip hakkının sınırlarını aştığı hususunun göz ardı edildiği gerekçesiyle oybirliği ile bozmuştur.

 

YARGITAY

  1. CEZA DAİRESİ
  2. 1992/5254
  3. 1992/5738
  4. 23.9.1992

 

DAVA: Yaralama suçundan sanık Y. Özdemir’in yapılan yargılaması sonunda beraatına ilişkin SULUOVA Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 1987/204 Esas, 1991/267 Karar sayılı ve 02.07.1991 tarihli hükmün temyiz yoluyla incelenmesi katılan M.Yavuz tarafından istenilmiş ve temyiz edilmiş olduğundan; Yargıtay C.Başsavcılığının 26.03.1992 tarihli onama isteyen tebliğ namesiyle 16.07.1992 tarihinde daireye gönderilen dava dosyası, başvurunun nitelik ve kapsamına göre görüşüldü:

KARAR: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.

Ancak; öğretmen sanığın, öğrenci mağdura tokat vurduğu kabul edildiği, yaralama suçunun öğeleri oluştuğu ve tedip yetkisini aştığı halde, eylemi hukuka uygun kılan tedip hakkından söz edilerek beraat hükmü kurulması,

SONUÇ: Yasaya aykırı ve katılan M.Yavuz’un temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle hükmün BOZULMASINA, 23.09.1992 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Etiketler: , , , ,
Av. Ozan Kayahan
Av. Ozan Kayahan

Avukat Ozan Kayahan 1973’de İzmir’de doğmuştur. 1999 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Askerlik görevini 2001 yılında kısa dönem olarak tamamladı. 2001–2005 yılları arasında farklı hukuk bürolarında avukat olarak çalıştı. 2004 yılında İstanbul'a yerleşti. 2005 yılında Kayahan Hukuk Bürosunu kurdu. 2005 yılından bu yana Kayahan Hukuk Bürosunda kurucu avukat olarak meslek yaşamını sürdürmektedir. Kaleme aldığı ve ülkemizde yaşanan hukuksal sıkıntıları konu alan pek çok makalesi değişik yayın organlarında yayımlanmıştır. Avukat Ozan Kayahan, hukuki savunmalarında yasaların tam anlamıyla ve tavizsiz uygulanması prensibini benimsemiştir. Bilhassa yasa uygulayıcılarının, uygulanması gereken yasayı orantısız bir takdir hakkı ile uygulamasına karşı her zaman etkili ve dik duruş göstermektedir.

0 yorum

Cevapla

Tartışmaya katılmak mı istiyorsunuz?
Katkıda bulunmak için çekinmeyin!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir