CİNSEL İSTİSMAR – CİNSEL TACİZ SUÇLARI

Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesinde düzenlendiği üzere, çocuğun cinsel istismarı suçunun oluşumu için birtakım filler öngörülmektedir. 103. madde metninde açıklanan cinsel istismar, on beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş çocuklara yönelik her türlü cinsel davranışı kapsamaktadır. Madde devamında cinsel istismarın vücuda organ sokulması yoluyla yapılması hali de düzenlenmiş olup bu halde ceza ağırlaştırılmıştır. Cinsel istismar suçu, bazı durumlarda cinsel taciz suçu ile karıştırılmaktadır.

Cinsel taciz suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 105. maddesinde düzenlenmiştir. 105. maddede; “bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz eden kişi hakkında üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunacağı” belirtilmektedir.

Madde 105(2)’de; cinsel taciz eylemlerinin hiyerarşi, hizmet veya eğitim veya öğretim ilişkisinden ya da aile içi ilişkiden kaynaklanan nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle ya da aynı işyerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlenildiği takdirde, yukarıdaki fıkraya göre verilecek cezanın yarı oranında arttırılacağı belirtilmektedir. Bu fiil nedeniyle mağdur, işi bırakmak, okuldan veya ailesinden ayrılmak zorunda kalmışsa ceza bir yıldan az olamayacaktır.

Açıklamalardan anlaşılacağı üzere, cinsel istismarda yer bulan cinsel davranış, çocuğun bedenine yönelik, beden dokunulmazlığını ihlal eden, fiili cinsel davranışlar olarak anlaşılmaktadır.

Cinsel tacizde ise eylemin fiili bir cinsel davranıştan çok cinsellik içeren söz ve/veya yazı ile kişiyi huzursuz etmeye, cinsel bütünlüğünü ve mahremiyetini bozmaya, ihlal etmeye yönelik kişiyi taciz eden eylemler olduğu görülmektedir.

İki suç karşılaştırıldığında, 103. maddede düzenlenen çocukların cinsel istismarı suçunun çocuğa karşı işlenen hukuka aykırı cinsel eylemlerden doğan bir suç olarak düzenlendiği, cinsel taciz suçunun ise mağdurunun her zaman çocuk olmadığı, bir yetişkinin de mağdur olabileceği görülmektedir. Bu durumda bir çocuğa yazılan bir not, mektup veya mesaj sadece yazılı olarak gönderilmiş ve cinsel davranışa dönüştürülmemişse burada 103. madde anlamında cinsel istismardan söz edilemez.

Bu açıklamalar üzerine, çocuğun cinsel istismarı suçu özel olarak 103.madde metninde düzenlenmişken, çocuğa yönelik ve cinsel amaçlı taciz eyleminin hangi hallerde 105. madde metni kapsamında cinsel taciz suçunu oluşturacağı sorusu akla gelmektedir.

 Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2017 tarihli bir kararında iki suçun karşılaştırmasına giderek, yanlış hukuki nitelendirme ile verilen Yerel Mahkeme kararını bozmuştur.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi karar gerekçesinde, mağdurenin Çocuk İzlem Merkezindeki (ÇİM) anlatımlarına göre sanığın mağdureye, “… Hanım çok.. ve çok tatlı bir insansınız ve çok sevecen birisiniz. Yanlış anlamayın ama sizi çok sevdim…” şeklinde not yazdığını, farklı zamanlarda birden çok kez elini tutmaya çalıştığını, sanığın belirtilen şekildeki eylemlerinin, mağdurenin vücut dokunulmazlığını ihlal etmediğini belirtmiştir. Yargıtay 14. Ceza Dairesi, sanığın bedensel temas içermeyen eylemlerinin zincirleme şekilde cinsel taciz suçunu oluşturduğunu belirtmiştir. Bu açıklamalar ışığında Yargıtay, Yerel Mahkeme tarafından söz konusu durumun göz ardı edilerek suçun niteliğinin tayininde hataya düşülmesini ve sanık hakkında çocuğun basit cinsel istismarı suçundan mahkûmiyet kararı verilmesini yasaya aykırı bulmuş ve hükmün bozulmasına karar vermiştir.

Etiketler: , , , , , ,
Av. Ozan Kayahan
Av. Ozan Kayahan

Avukat Ozan Kayahan 1973’de İzmir’de doğmuştur. 1999 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Askerlik görevini 2001 yılında kısa dönem olarak tamamladı. 2001–2005 yılları arasında farklı hukuk bürolarında avukat olarak çalıştı. 2004 yılında İstanbul'a yerleşti. 2005 yılında Kayahan Hukuk Bürosunu kurdu. 2005 yılından bu yana Kayahan Hukuk Bürosunda kurucu avukat olarak meslek yaşamını sürdürmektedir. Kaleme aldığı ve ülkemizde yaşanan hukuksal sıkıntıları konu alan pek çok makalesi değişik yayın organlarında yayımlanmıştır. Avukat Ozan Kayahan, hukuki savunmalarında yasaların tam anlamıyla ve tavizsiz uygulanması prensibini benimsemiştir. Bilhassa yasa uygulayıcılarının, uygulanması gereken yasayı orantısız bir takdir hakkı ile uygulamasına karşı her zaman etkili ve dik duruş göstermektedir.

0 yorum

Cevapla

Tartışmaya katılmak mı istiyorsunuz?
Katkıda bulunmak için çekinmeyin!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir